Kolloidal Altın Suyu

Önce “kolloidal” terimini açıklığa kavuşturalım.

Kolloidal, maddenin atomdan sonra en küçük ikinci birimini belirtir. Aynı zamanda bir maddenin orijinal özelliklerini kaybetmeden parçalanabileceği mümkün olan en küçük biçimdir.

Bu tabiatın bir armağanı, geleneksel tıp tarafından ise bir sır… Eski Mısırlılar, Romalılar, Yunanlılar, Çinliler, Hintler; altın suyunu kullandılar. Paracelsus, İbn-i Sina, Bingenli Hildegard ve 19. yüzyılda bile bakteriyolog Robert Koch altın suyu çalışmalarını yapmışlardır, kullanımını teşvik etmişlerdir.

Uygulamalar ve Araştırmalar

Paracelsus “Altın dâhil olmak üzere metalik minerallerden başarılı ilaçlar geliştirmiştir.”

Shuwen Zeng, Ken-Tye Yong, Indrajit Roy, Xuan-Quyen Dinh, Xia Yu, Feng Luan “Biyo algılama uygulamaları için işlevselleştirilmiş altın nanopartikülleri üzerine bir inceleme”

Michael Faraday “Altının ışıkla deneysel ilişkileri ve aktivitesi”

Dr. Farber “Mikro Silver Bullet” kitabı; Kolloidal Altın Suyu Deneyimi

Dr. J. A. Lathoud “Materia Medica” kitabı; Kolloidal Altın Suyu Açıklamaları

Dr. Edward Henry Ochsner “Antikanser aktivitesi hakkında kolloidal altın suyundan bahsetti”

Dr. Richard Holliday “Minik altın taneleri, prostat kanserinin tedavisinde de kullanılıyor. Altın X ışınlarını geçirmez. Bu yöntem, çok iyi odaklanarak, sadece kanserli hücreleri hedef almaktadır.”

Geleneksel Çin Tıbbı: Altın, İçilebilir Güneş Enerjisi

Hayatımız enerji olmaksızın ne olurdu ve hayat enerjisi güneş ışığı olmaksızın ne olurdu? Altın geleneksel olarak daima güneşle ilişkilidir. Geleneksel Çin Tıbbı, altının güneşe olan yakınlığından ötürü merkezi bir yaşam enerjisi olarak prensip ediniyor.